top of page

Usul Esasa Mukaddemdir (Usul Esasa Takaddüm Eder)

Başlığımız, Türkçesi ile; “Usul esastan önce gelir.” Ne acı aslında değil mi? Türkçeyi Türkçeye tercüme etmek zorunda olmak… Bu ayrıca bir yazımızın başlığı olabilir, ancak şimdilik konumuz farklı. Osmanlı’nın son dönem en büyük hukukçularından olan Lofçalı Ahmet Cevdet Paşa’nın riyasetinde bulunan bir ‘hukuk kurulu’ tarafından hazırlanmış ve kimi ülkelerde 1992’lere kadar yürürlükte kalan Mecelle-i Ahkâm-ı Adliyye’nin getirmiş olduğu evrensel olarak da kabul edilen en temel ilkelerden birisidir, “Usul esasa mukaddemdir” ilkesi.


O denli evrenselleşmiştir ki insan ilişkilerimizde dahi düşünmeden uygulamaya çalıştığımız bir kaide olmuştur. ‘Düşünmeden uygulamaya çalıştığımız’ diyorum; nitekim eğer insan ilişkilerimizi düşünerek inşa etseydik bu ilkeyi uygulamaktan başkaca bir seçenek bulamazdık. Esasen enteresandır; hukuk, objektiftir ancak insan ilişkileri tamamıyla sübjektiftir. Buna rağmen objektif bir hukuk kuralını, sübjektif insan ilişkilerimizde dahi bu denli benimsemiş olmamız sözün doğruluğuna dalalet etmektedir.


Evet, hayatımızda sık sık patavatsız, huysuz, aksi insanlarla karşılaşırız. Hatta bazen bu kişi biz oluruz. Böylelikle neyin, ne zaman söyleneceği düşünülmeden direkt olarak karşıdaki insana söylenmekte ve ilişkileri yıpratmaktadır. Halbuki ne söylendiğinden çok nasıl söylendiği mühimdir. Ufacık bir örnek verecek olsak: Bir insanın yakını vefat etmiş olsa yanına gidip “başınız sağ olsun” dediğinizde alacağınız tepki sarihtir. Belki bir sükût belki acılı bir bakış nihayetinde ise bir teşekkür cümlesi. Ancak aynı kişinin yanına gidip affedersiniz “geberdi gitti” minvalinde bir şeyler söyleseniz, muhtemelen karşılığında alacağınız tek şey bir yumruk yahut ağız dolusu hakaretinize mukabele olacaktır. Bu absürt örneği daha rahat anlaşılabilmek açısından verdim. Ancak hayatımızı gözlemlediğimizde iletişim anlamında ne denli ilkel, bencil ve küstah olduğumuzu fark ederiz. İletişimimiz, örnekteki gibi münasebetsiz olmasa da birçok zaman küstahçadır.


“Kullarıma, sözün en güzel olanını söylemelerini söyle. Çünkü şeytan aralarını açıp bozmaktadır. Şüphesiz şeytan insanın açıkça bir düşmanıdır.” (İsra/53) Önceki ayetlerde, müşriklerin kendileri gibi düşünmeyenlere karşı kibirli, kaba, alaycı ve suçlayıcı bir tavır takındıklarına işaret edilmişti. Bu ayette ise müminlerin konuşmalarında bir güzellik ve incelik bulunması gerektiği belirtilmekte, müşriklerle ilişkilerinde ve konuşmalarında bile terbiye ve nezaket kurallarına riayet etmeleri öğütlenmektedir. (Diyanet tefsiri)


Müşriklerle konuşurken dahi terbiye ve nezaket öğütlenmişken. Buradan ne ders alınacağı bizlere kalmıştır…


18.12.2020 - Eren Salih AKSU

Yorumlar


bottom of page