Ahlâk Her Şey Olabilir Ancak İlk Düşündüğümüz Şey Değildir
- 1 Kağıt 1 Kalem
- 18 Kas 2024
- 2 dakikada okunur
Türkiye Diyanet Vakfı Ansiklopedisi’ne göre ahlâk: “İnsanın iyi veya kötü olarak vasıflandırılmasına yol açan manevi nitelikleri, huyları ve bunların etkisiyle ortaya konan iradeli davranışlar bütünü; bunlarla ilgili ilim dalı” demektir.
İnsan temayülü gereği kendisi hakkında özeleştiri yapmaktan genellikle yoksundur. Elbette ki erdemli insanlar, özeleştiri yapmakta ve öz gelişimlerini her daim sürdürmektedirler. Ancak işimiz, şahsım da dahil olmak üzere genel ile olduğu için genel hakkında konuşmak daha verimli olacaktır. (Yazacaklarımın genel hakkında olduğunu belirtmem de birçok insan üzerinde ben bu ‘genel’e tâbi değilim hissiyatı oluşturacaktır, bunun da farkındayım.) Yine insanlar bu yüzden ahlâk ile ilgili konuşurken kendilerinin nispeten daha ‘düzgün’ olduğu konuları akıllarına getirecek, zayıf olduğu yönleri incelemek ve üzerine gitmekten kaçınacaktır. Bu sebeple AHLÂK HER ŞEY OLABİLİR ANCAK İLK DÜŞÜNDÜĞÜMÜZ ŞEY DEĞİLDİR. (Bu konuyla alâkalı olarak: bkz: ‘Cehennem Başkalarıdır’ başlıklı yazım)
Birçoğumuza göre ahlâk; zina etmemek, içki içmemek, kumar oynamamak gibi genel geçer edeb kurallarından öteye gitmemektedir. Bittabi bunlar da önemli olmasına karşın, yine milletimizin: (millet, aynı dinden olan insanları ifade eden bir tabirdir.)
· Ticarette ve tartıda doğru olmak,
· İşçinin hakkını zamanında ve tam olarak vermek,
· Dedikodu ve gıybet yapmamak,
· Yalan söylememek,
· Ailesine karşı ilgili olmak vb.
Gibi konularda özellikle bir zaaf içerisinde bulunması düşündürücüdür. Zina eden yahut içki içen birini gördüğümüzde kınar veya lanetlerken dedikoduyu bilhassa zatımızın yapması bir hayli vahimdir. İşçinin hakkının zamanında ve tam olarak teslim edilmemesi, ticarette ve tartıda doğru olmamak hayli hayli normalleşmiştir. Yalnızca bu konuyla alâkalı Allah teâla’nın detaylıca ve her ayrıntıyı içerecek şekildeki ayeti ibret vericidir:
Bakara Suresi, 282. ayet: “Ey iman edenler, belirli bir süre için borçlandığınız zaman onu yazınız. Aranızdan bir katip doğru olarak yazsın, katip Allah'ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan kaçınmasın, yazsın. Üzerinde hak olan (borçlu) da yazdırsın ve Rabbi olan Allah'tan sakınsın, ondan hiçbir şeyi eksiltmesin. Eğer üzerinde hak olan (borçlu), düşük akıllı ya da za'f sahibi veya kendisi yazmaya güç yetiremeyecekse, velisi dosdoğru yazdırsın. Erkeklerinizden de iki şahid tutun; eğer iki erkek yoksa, şahidlerden rıza göstereceğiniz bir erkek ve biri şaşırdığında öbürü ona hatırlatacak iki kadın (da olur). Şahidler çağırıldıkları zaman kaçınmasınlar. Onu (borcu) az olsun, çok olsun, süresiyle birlikte yazmaya üşenmeyin. Bu, Allah Katında en adil, şahitlik için en sağlam, şüphelenmemeniz için de en yakın olandır. Ancak aranızda devredip durduğunuz ve peşin olarak yaptığınız ticaret başka, bunu yazmamanızda sizin için bir sakınca yoktur. Alış-|veriş ettiğinizde de şahid tutun. Yazana da, şahide de zarar verilmesin. (Aksini) Yaparsanız, o, kendiniz için fısk (zulüm ve günah)tır. Allah'tan sakının. Allah size öğretiyor. Allah her şeyi bilendir.”
13.02.2021 - Eren Salih AKSU


Yorumlar